12 07 2011

Mısrayim

    Kaçtığı bilinmeyen bir ülkesinde cinler padişahının, bir yeniyetme. Değiştirmiştir adını, saçlarını kazıtmıştır. Soğuk bir tabanca yastığının altında, uyuyabilir ancak. Bir yelek giymiştir dimi; kuşbilime çalışır, omuzunda simruğ kuşu, eskiden ötermiş. Bir tehlikeye yaslanmıştır; uçurtma uçurur, yüzlüğü düşmüş. Yakalanır ming izleyicilere, bileği incecik. Bir kılıçla keserler kirpiklerini uzun. Kırarlar eklemlerini, pantolonunu sıyırıp gümüş bir şamdana oturturlar, ziftle boğarlar teknede, damgalarlar. Uçsuz bucaksız kucağındadır barbar anasının, bir yeniyetme. Büyük bir alınla karşılar ölümü de, alkışlayarak karşılar; unutbeni mavisinden bir yelkenliye binmiştir. Hamsin yelleri eser Mısrâyim'den, kırk gün. Saçlarını uzatmıştır, yalnızlığı sever.       Devamı

11 07 2011

kesik saçlarına dokunamadığım devrimciye

  bu gece ağlamak ve şiir yazmak yok. dışarıya çok az çıkıyorum. bazen yeni cd'lere bakmak için, bazense umutlandığım bir film için. sokakta hiçbir gerçek tek başına dolaşacak kadar cesur değil. sokaklar ne dediği anlaşılmayan hayallerle dolu. varacakları hiçbir yer yok. zaten bir yer aramıyorlar. o yüzden eğildikleri bir alın yok. ağlamaya utanacakları bir şiir yok. s22 hayatın suçu diye geçiştirdiğimiz bütün ihanetler biz değil miyiz? sevdiğin resimlerin, sevdiğin kitapların, sevdiğin kadınların düşmanı. bu yüzden seni üzmenin bir yolunu hep bulacaklar. sana iyi şeylerden bahsetmek istiyorum. iyi olan şeyler. iyi ve uzun olan. bizi sevgi dolu ve güçlü yapan şeyler. gülmeyi yeni öğrenen bir çocuk gibi acemiyim. sana anlatacak doğru dürüst bir gerçek, ya da avutacak kadar güzel bir yalan bulmalıyım. sadece seni hayatımda üç kez görmüş ve unutamamış olabilirim. sadece seni sevmiş olabilirim..... s29   her elveda kırık bir merhaba,dır aslında yapsana beni kurtarsana s54 sahipsiz bulduğumuz her konuşmayı, her anıyı, her susuşu yalan yapıp içimize doldurduk. aradığımız neydi bilmiyorum. bu o kadar da önemli değildi. sevimli, aşık, çekingen korkuluklar gibiydik. gerçek denilen kötü kokulu kargaları kovuyorduk. s59 yüzüme bakıyorum acım beni yaşlandırmış olabilir mi? ... hangi fotoğrafın gülen yüzüydüm? s65 sevincim bazen tepetaklak olsa da o 'sadece aşk' demek olan müziği dinliyorum ... hala kırmızı bakıyorsam senin gölgenle bıkmadan dans ettiğim içindir ... hala çıkıp geleceksin sanıyorum s66 tanrıya son sözümü söyledim; terbiye borcum yok dünyaya... s74   s.16 - "insan bir pinpo... Devamı

10 07 2011

Bulantı

    Nakarat birazdan başlayacak. Bu nakaratı ve dik kayalıkların denize uzanışı gibi ansızın ortaya çıkışını seviyorum asıl. Henüz sıra cazın; melodi yok, notalar var yalnız; binlerce küçük titreyiş. Durup dinlenmiyorlar; eğilip bükülmez bir düzen onları ortaya çıkarıyor ve yok ediyor. Toparlanmalarına, kendileri için varoluşmalarına zaman bırakmıyor. Onları durdurmak isterdim. Ama birini durdursam, elimde yavaş ve kötü bir sesten başka bir şey kalmayacağını biliyorum. Ölümlerine katlanmam gerek, hatta istemem gerekiyor bunu... Birkaç saniye kaldı, zenci kadın şarkıya başlayacak... Bir yığın notanın önceden ölerek onun ortaya çıkışını hazırlaması hoşuma gidiyor... Sonuncu akor bitti. Ardından gelen sessizlik boyunca bir şeyin gerçekleştiğini, bir şeylerin olduğunu iyiden iyiye duyuyorum. Sessizlik... Devamı

10 07 2011

En Uzak Sahil

    "Doğal olan şey doğa dışı olamaz. Şimdi söz konusu olan dengeni düzeltilmesi değil, bozulması. Bunu yapabilecek sadece bir tek yaratık var." "Bir insan mı?" dedi Arren, duraksayarak. "Biz insanlar." "Nasıl?" "Yaşam için ölçüsüz bir arzuyla." "Yaşam için mi? Ama yaşamayı istemek yanlış bir şey mi?" "Hayır. Fakat ne zaman yaşamın kendi üzerinde bir güç elde etmeyi şiddetle arzu edersek-sonsuz bir zenginlik, mutlak bir güvenlik, ölümsüzlük- o zaman arzu hırsa dönüşür. Ve eğer bilgi o hırsla işbirliği ederse, o zaman bela gelir. O zaman dünyanın dengesi sallanır ve tartıda yıkım ağır basar."     Devamı

10 07 2011

Sıradan Delilik Öyküleri

    kuma oturup suya bakardı, herşeye zor inanırdı suya bakınca, Çin diye bir ülke olduğuna ya a ABD'ye ve Vietnam'a, bir zamanlar çocuk olduğuna, hayır, buna inanmak zor değildi, onu unutamazdı. bir de erkeklik çağını: çalıştığı işler ve kadınlar, sonra kadınsızlık, şimdi de işsizlik. altmışında bir berduş. bitmiş. bir hiç. bir dolar yirmi sent nakit vardı cebinde. bir haftalık kirasını da ödemişti bir de okyanus... kadınları düşündü yine. birkaçı iyi davranmıştı ona. diğerleri kurnaz, gürültücü, biraz deli ve çok zor kadınlar olmuşlardıç odalar ve yataklar ve evler ve noeller ve işler ve şarkılar ve hastaneler ve donukluk, donuk günler ve geceler anlam eksikliği ve fırsat eksikliği ve şimdi, altmış yılın karşıığı: bir dolar yirmi sent Devamı

10 07 2011

İlizyon..

    -Her şey neden bu kadar çabuk eskiyor? -Eskiyen bir şey yok, her şey yeni. -... -Güneş bugün doğdu kundakta daha. Ay dün doğmuştu sütünü emiyor göğün. Yıldızlar her an doğan bebekler; ikiz, üçüz, dördüz. Ağaçlar her baharda sabi. Irmaklar doğuruyor dağlar. -Bir tek insan mı eskiyor? -Eskiyen bir şey yok. Bir illüzyon bu! Devamı

10 07 2011

Renkleri yitirmiş..

      Hangi mevsimdeyiz böyle Paletimde renkler kaskatı Oysa Durmadan boyamalıyım, hiç durmadan Renklerini yitirmiş hayatı, Mevsimlerden keder mi, söyle.   Devamı

10 07 2011

kuşlar

    Bir kuşu dilinden hiç öpmedim Belki bir gün öpebilirim Belki bir gün rüzgar olurum ben de Eserim başakların üzerinden Kalbim bir yaz gününe karışsın isterim Bir kuş cıvıltısında doğmak için yeniden Devamı

07 07 2011

ye..

  ölümü konuşmak paradan konuşmak gibi ne fiyatını biliriz ne de değerini, yine de ellerime bakıyorum da biraz tahmin edebiliyorum erkek tahmin etmek ve başarısız olmak için yaratılmış kadın geri kalanlar için. zamanı geldiğinde umarım bir armut yiyişimi anımsayabilirim. usanmışız artık bu kadar ölü köpekten kafataslarından ordulardan çiçeklerden kıtalardan. bir mücadele var o da şu; olayın mekaniğine karşı. bugün bir armut ye ki yarın anımsayabilesin. Devamı

07 07 2011

Bir kayığa biner geceleri

    Tadını, yağmura duygulanmanın Paylaşır kuşlarla biri gizlice Gülmesini tutamamış bir sincap Sallanır utanç bahçesinde Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen Uzun sokakların ucunda evleri İlk denemelerden geri dönülmüştür İtildikçe, içe durduğu bilinen Bazı dostları yitirmeye gidilir Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen Bir kayığa biner geceleri Sığlıkta o kadın tek başına Dua biçiminde inceltir korkuyu Sunar içtenliksiz, tanrısına Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen Devamı

07 07 2011

Armağan

  -I- ölümsüzlük yalan, diyordu zaman dinle bak, içindeki o lacivert uçurum derin bir kuyunun hüzünlü şarkısıyla çağırıyor seni hiç usanmadan ama sen ölüm yokmuş gibi sev ve dinle sevincin şarkılarını hayat ağacının yapraklarından çünkü yapraklar da uçuşur bir gün sensiz de eser rüzgâr çıplak ağaçlarda an kısadır ve aşk bir armağandır sana -II- duyuyordum, dinlemeyen ruhumdu kalbim yalnız bir savaşçının korkularıyla uçurum kadar derin bir hayat arıyordu ve gerçek, melankolik bir anın aynasında söndürdü kalbin ışıklarını simsiyah labirentte meşalesini yakan zamansız bir tanrı gibi belirdi zaman ölüm, dedi tendeki sureti içindeki aynanın alnında gezdirirken yalnızlık ellerini an lacivert bir yalandır kendi zehrine tapan acımadan emzirir zehriyle düşlerini sordum ona, gerçek hangi yüzün senin? dedi; ben gerçeğim, senden başka yüzüm yok ölüm sensin ve ölüm tek sevgilimdir benim -III- kristal bir fanusa kapattım çığlığımı sunmak için sonsuz tapınağın ilahlarına hep birlikte girdik anın lacivert kapısından ben, yıkılmış düşlerim ve aşk ve yalan sunak taşında sessizce bekleyen zaman merhamatle baktı uzun uzun yüzüme dedi; acelen ne, şimdi gerçeksin, bu an ölüm ülkesinden senin için çaldığım ve sana verdiğim tek armağan unutma düşlerini, kalbindeki gerçeği çünkü yalan olacaksın birazdan ... Devamı

06 07 2011

kizila boyali saclar

      "ne isterdim biliyor musun? tanımadığım bir insana, bir yabancıya aşık olayım, ama çile çekmiş bir insan olsun. yüzü, gözleri buruş buruş bir insan. ona baktıkça 'bu insanı hayat, tuz, deniz, acı yiyip bitirdi.' diyesin. ezilmiş bir insan. artık sadece böyle bir insanı sevebilirim. kariyerlerini düşünenlerden, başarılı olanlardan, iş adamlarından, sefillerden bıktım. bu adamın bıkkın, yorgun, düzensiz adımları olsun istiyorum. parmaklarında da, alnında da damarları çok belirgin olsun. hiçbir şeyin hesabını yapmasın. insanların her şeyi ölçüp tartmasını görmekten bıktım. beni de küçük hesaplar yiyip bitirdi. çile çekmiş ama boylu poslu bir insan olsun. uzun boylu olmasın ama öyle görünsün. seninle konuştukça gözünde büyüsün. daha fazla hayal kurmasın. hem hayaller hem kendimizi aldatmak bitsin. bütün saçmalıklar bitsin. hepsi. hepsi bitsin."     Devamı

06 07 2011

kinyas ve kayra

  ama ben duyuyorum o milyarlarca insanın sesini. hatta bütün konuşmaları ayrı ayrı duyabiliyorum. milyarlarca değişik tondan ses. dünyanın dönme sesini bile duyabiliyorum. beynim milyarlarca parçaya ayrılacakmış gibi sızlıyor. kulak zarlarım birbirine değiyor. seslerden çıldırıyorum. ellerimle kapatıyorum kulaklarımı yatakta kıvranarak. yetmiyor. yastığı başıma bastırıyorum. sıkıştırıyorum kafamı yatak ile yastığın arasına. ama gitmiyor sesler. yeni doğan çocukların ağlamaları, mayına basan askerin çığlığı, taksi çağıran kadının bağırışı... düşüncelerimi bile duyamaz oluyorum. o kadar çok ses var ki...       Devamı

30 06 2011

yağmur

  yağmur başladı sen dedim camlara koştum doğursan zulmümden çıldıracaktı deniz biz aynı hırkayı giyecektik muhyiddin ağlayacaktı muhyiddin ağlayacaktı biz aynı hırkayı sırayla giyecektik biz meğer gül hemen çözülmezmiş hemen gül meğer yürürmüşüm ve parçalanmayabilirmiş avrat bana düğün salonlarından beri rab patlat şu aynayı koynuma almazsam eğer anlamadığım çocukları balkonuma gömerim şeyh gardolaplarıysa ancak yağmur bildirir bir şemsiye sarıklaştırır at değil midir? nizamülmülk gazali sabbah; koşsalar?... kuş patladı, allah vardır, bisiklet söylüyorum fotoğrafı ve’l asr ile açıkla derdi babam kuyulardır, derindir, içinde adam vardır yusuf bile düşmüştür aleyhisselam! ayın aydınlık yüzü gibi bir tiren dolu bacak ağlamak abdesti bozmaz mıydı be şeyhim? gelmeyeydin yanlış planlanmış bir gömleği ta kendi kuzusuna verecek idim gidiyorsun ve gayet planlanmış bir kuzudan gömlek sökmek üzreyim ve nihayet göğe düşsem bengitay işte annemi daha içeriden açıklayabilirim şol cinnete pasaj dersen sevgilim beni sıkma sevgilim beni sıkma ben okuma bilirim. Ah Muhsin Ünlü (gidiyorum bu* kitabından)     ... Devamı

30 06 2011

Açık Kalp Ameliyatı

    hepimize yeter bu aşk aralık tut kalbini üşürsen temmuz tut, kar tanesinin yumuşacık süzülüşü gibidir sevişmek bu kalabalıkta her aşk biraz yaklaşmaktır kansız bir cinayete her aşk taslaktır, tasadır belki de yalnızca 5'i olan bir saate bakıp bakıp ağlamamaktır, tutmaktır kendini boşalırken bile kaybolan ya da ne bileyim güpegündüz çalınan kum saatidir, çingene sesidir, hepsidir. neşter girdi mi kalp guguklu saatin ötmesini öğretir zamana; hasrettir zaman kırılan aynaya. hepimize yeter bu aşk neşter yetmez ama; tahta bir kazık, kızgın yağ bir poşet tiner, yeni çekilmiş ayak tırnağını yalamaktır kapana uzatmaktır dilini işlenmemiş suçları itiraf etmektir aşk herkes birbirine fazla narkoz versin lütfen rica ederim zorluk çıkarmayın baltaya korkuluklara saygılı olun mesela, tırmanmayın direklere neye yarar bu; neye yarar ısıtmak dün ölen bir kadavrayı mor bir aşk uğruna açık bırakıp bu kalbi ameliyat masasında resim yapmalı, deli gibi resim yapmalı kayıp bir turuncu kokusu var havada       Devamı