13 05 2012

Ribbon: Bebe - Cocaine

Ribbon: Bebe - Cocaine |  görsel 1

kurdele-sarmasigi.blogspot.com Devamı

13 05 2012

Ribbon: Aşk Üzerine Marazî Bir Deneme

Ribbon: Aşk Üzerine Marazî Bir Deneme |  görsel 1

kurdele-sarmasigi.blogspot.com Devamı

13 05 2012

the catcher in the rye

  karar verdim, eve artık hiç gitmeyecektim, yeni bir okula daha gitmeyecektim...bir yerlerde, bir benzin istasyonunda bir iş bulurum diyordum, arabalara benzin yağ falan doldururdum. nasıl bir iş olursa olsun fark etmezdi zaten. kimse beni tanımasın, ben kimseyi tanımayayım bu yeterdi. düşündüm, sağır-dilsizmişim gibi numara yapardım. böylece, hiç kimseyle o salak konuşmaları yapmak zorunda kalmazdım. biri bana bir şey demek istediğinde bir kağıda yazar bana uzatırdı. bundan bir süre sonra sıkılınca da, ömrümün sonuna kadar insanlarla konuşmaktan kurtulurdum. herkes beni sağır dilsiz herifin teki sanır, beni rahat bırakırdı. salak arabalarına benzin yağ falan doldururdum onlar da bana bir maaş verirlerdi. kazandığım parayla bir yerlerde kendime küçük bir kulübe yapar, ömrümün sonuna kadar orada yaşardım...eğer evlenmek istersem de gider kendim gibi sağır dilsiz bir kız bulur onunla evlenirdim. ...eğer çocuklarımız olursa onları bir yerlere saklardık. onlara bir sürü kitap alırdık, okuma yazmayı biz öğretirdik." the catcher in the rye -holden caulfield- Devamı

13 05 2012

Kırmızı

  kendine uygun bir ayna bile bulamadan kalakalırsın baktığın boşlukta bakarsın baktığın kadarsın bundan sonrası geç kaldığın yerlerdeki korunma duyguna bağlı. anlarsan, anlamanın anlamazsan, anlamamanın boşluğundasın... murathan mungan Ribbon Devamı

13 05 2012

dinle küçük adam

dinle küçük adam |  görsel 1

    kuşkulu ve kavrayışlı bakışlarında bu soruyu okuyorum. münasebetsiz ağzından bu sözcüklerin döküldüğünü duyuyorum, küçük adam. kendine bakmaktan korkuyorsun, küçük adam; sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun. bu yetkiyi nasıl kullanacağını bilemezsin. başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak, taktikler uygulamak yerine açık davranmak, bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilme düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. kendini küçümsüyorsun, küçük adam. "ben kim oluyorum da kendi görüşüm olacakmış, kendi yaşamımı kendim saptayacak ve dünyanın benim olduğunu açıklayacakmışım," diyorsun. haklısın: sen kim oluyorsun da kendi yaşamın üzerinde hak sahibi olmak isteyeceksin? kim olduğunu şimdi söyleyeceğim sana: gerçekten büyük olan insandan seni ayıran tek bir nokta var: büyük adam da bir zamanlar çok küçük bir adamdı; ama bir tek önemli yetenek geliştirdi: düşünce ve davranışlarında küçük olduğu noktaları görmeyi öğrendi. kendisi için çok değerli olan bazı şeyleri yitirmeyi göze alarak kendi küçüklüğünün ve önemsizliğinin taşıdığı tehlikeyi giderek daha iyi sezmeyi öğrendi. demek ki, büyük adam, ne zaman ve hangi alanda küçük adam olduğunu bilir. küçük adam, küçük olduğunu bilmez ve bunu bilmekten korkar. kendi küçüklüğünü ve yetersizliğini, başkalarının gücü ve büyüklüğünün kendisinde uyandırdığı güç ve b&uu... Devamı

13 05 2012

american psycho

  ''...eskiden doğa ve toprak, yaşam ve suyun olduğu yerde, bitimsiz bir çöl gördüm, bir tür kratere benzeyen, öylesine uzak ki, mantıktan ve ışıktan ve ruhtan, zihin onu herhangi bir bilinç düzeyinde kavrayamaz ve algılamaya yaklaşsan bile zihin gerisin geriye kaçar, içine alamaz onu. öyle açık ve gerçek ve yaşamsal bir manzara idi ki benim için, el değmemişliğinde nerdeyse soyuttu. benim anlayabildiğim buydu, benim hayatımı yaşama biçimim, çevresinde hareketlerimi ördüğüm şey elle tutulur, gözle görünüür olanla, hesaplaşma biçimimdi. benim gerçekliğimin çevresinde dönendiği coğrafyada; benim aklıma gelmezdi hiç, insanlar iyi midir, insan kendini değiştirebilir mi, insan bir duygudan ya da bir bakıştan ya da bir jestten haz duyarsa, dünya daha iyi bir yer mi olur, ya da başka birinin aşkını ya da iyiliğini kabul ederse. hiçbir şey olumlayıcı değildi. 'ruh cömertliği' lafı hiçbir şeyi açıklamıyordu. bir klişe, kötü bir şakaydı. seks aritmatiktir. bireysellik mesele değil artık. zeki olmak neye yarar ki? aklı tanımla, arzu-anlamsız. zeka hiçbir şeyi iyi edemez. adalet öldü. korku, yakınmak, masumiyet, ilgi, suç, ziyan, başarısızlık,keder artık hiç kimsenin gerçekten hissetmediği şeyler, duygulardı. düşünmek yararsız, dünya anlamsız. kötülük dünyanın tek sürekliliği. tanrı yaşamıyor. aşka güvenilmez. yüzey, yüzey, yüzey insanın anlam bulabildiği tek şey yüzey. benim gözümde uygarlık buydu, devasa ve tırtıklı bir bıçak ağzı gibi...'' american psycho / bret easton ellis Ribbon ... Devamı

13 05 2012

Masumiyet Müzesi

  "gerçek aşk acısı, varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durdurulamayacak bir şekilde yayılır. eğer umutsuzca âşıksak, baba kaybından en sıradan talihsizliğe, mesela anahtarımızı kaybetmeye kadar her şey, diğer bütün acılar, dertler ve huzursuzluklar, her an yeniden kabarmaya hazır olan bu asıl ıstırabımızın tetikleyicisi olur. benim gibi aşk yüzünden bütün hayatı altüst olmuş biri, diğer bütün dertlerinin çözümünün de aşk acısının sona ermesiyle mümkün olacağını sandığı için, içindeki yarayı istemeden daha da derinleştirir."   Masumiyet Müzesi / Orhan Pamuk   Ribbon Devamı

13 05 2012

Göçmüş kediler bahçesi

  bilgisini başkalarına aktarmak,aktarılmamış bir bilgisi kalmasın diye türlü alanlarda öğretim yapmakta bir çeşit soyunmaydı çünkü....insan soyuna soyuna deriye varır,onura,öz saygısına varır.bunları yüzmek,koparıp atmak,güçtür ya,soyunmayı yürekten benimsemiş kişi,sırası geldiğinde,bu son adımı atmağı değer bildiğinde,ölmesini bilir.ne ki,bir tek kez yapılabilecek bu işi,böyle bir eylemin değerini anlayacak kişiler karşısında yapmak ister.yanılır da,sırası geldi diyerek,olmayacak bir yerde girişirseniz bu işe,acı bir masal olur çıkarsınız.   Göçmüş Kediler Bahçesi / Bilge Karasu   Ribbon Devamı

24 03 2012

Gizli Güç

  Kişisel çıkarıyla kendini öyle sarmalamıştı ki, genellikle koşullarını da denetleyebiliyordu. Kaderin, bu kadının üzerinde hiçbir ağırlığı yok gibiydi. Kayıtsızlığı parıltılıydı, mutlaktı; küçümseme, imrenme ve duygudan yoksundu; salt kayıtsızlıktı. Hayatını pek fazla kafa yormadan, içgüdüyle yönlendirip yönetmekte öyle maharetliydi ki, şu anda sahip olduğu her şeyi -örneğin güzelliğini, mevkiini- kaybedecek olsa, acı çekmekten aciz olduğu için yine kayıtsız kalmayı başarırdı. Devamı

24 03 2012

Paris Sıkıntısı

  Ey gece! Ey serinlik getiren karanlık! Benim için bir iç bayramın belirtisisin sen, sen bir bunaltıdan kurtuluşsun! Ovaların yalnızlığında, bir başkentin taşlık labirentlerinde, yıldızların ışıldayışı, fenerlerin parlayıverişi, sen tanrıça Özgürlük'ün şenlik fişeğisin! Devamı

24 03 2012

Rüyalardaki gibi

  Salı günü ne yapmalıyım? Çarşamba günü nereye gitmeliyim? Perşembe günü hangi kitabı okumalıyım? Ne zaman yemek yemeliyim? Ne zaman uyumalıyım? Arada boşluk bırakma sakın. Tehlikeli oluyor benim için. Rüyalardaki gibi hep benim yanımda ol. Devamı

23 03 2012

Bir kutu Daha

  Abartı, toplumsal histerimizin dildeki ifadesidir, bu yüzden şiddetli sıfatlardan, tekerlemesi bol sözlerden,nakaratı bol şarkılardan hoşlanırız: Bu nedenle duygularımızı ifade etme repertuarında,hıçkırık, iç çekme. Ağlayarak şiir okuma gibi unsurlar, kederimize prestij sağlayarak bir ifade değeri kazanır. Devamı

19 03 2012

Ribbon: Yalnız Gezerin Düşleri...

Ribbon: Yalnız Gezerin Düşleri... |  görsel 1

kurdele-sarmasigi.blogspot.com Devamı