23 04 2011

Gece Yarısı Şarkıları

    İnsan toplulukları halinde karşı karşıya gelip aynı anda birçok cinayeti bir arada işlenmesiyle oluşan savaşlar,bu cinayetleri herkesten iyi planlayan komutanları yarattı.Komutanlar daha iyi komutan olup başka komutanlardan daha fazla adam öldürebilmek için insanlara "yaşamanın" önemi olmadığını anlatmaya başladı. "Ölün" dediler , "kabileniz için ölün,kralınız için ölün,padişahınız için ölün,bayrağınız için ölün,vatanınız için ölün" dediler. Cinayetlere kutsal isimler bulundu,kahramanlık,cesaret,şahadet icat edildi.     Binlerce insanı bir emirle öldüren generallerin günahını "tanrı" nereye yazıyordu ?     Devamı

11 04 2010

Yaşıyorum Demek..

    Çok merak ediyorum kendimi Başıma birşey mi geldi Öldüm mü kaldım mı Hiç bir haber yok kendimden   Bu sabah kapımı çaldım Kapıyı açan kendim Bir süre kendime baktım Bu güleç yüz bendim   Oh ne güzel bir sabah Bugün de yaşıyorum demek Benden başka yok kimsem Beni merak edecek.. AZİZ NESİN Devamı

11 04 2010

Bazen Hayatın İçin de Seyirci olmak gerek...

  Uzaktan seyrediyorum insanları,yaşamlarını,yaptıklarını,sevdiklerini.. Bazen hayatın içinde seyirci olmak gerekiyor.. Her zaman size uygun bir rol bulunmuyor.. Öyle zamanlar da ,yani dışardan gözlemlediğim vakitler de,garip bir hüzün çöküyor üstüme.. Anlıyorum ki,hepimizin bir yanı yaralı... Birbirimiz den ne kadar üstün olduğumuzu ıspat etme çabasıyla geçiyor ömür... Hem cins savaşları bir yanda devam ederken,kadın ve erkeğin arasında ki çatışma da tüm hızıyla sürüyor... Çıkar kavgası,ego büyüklüğü,kim kimi daha çabul terk edecek derdi, Bir ilişkinin sorumluluklarını almadan ilişki yaşama hokkabazlığı, bu iki cinsi birbirine düşman ediyor... Kalbimizi birilerine emanet etmeye korkar olduk.. Saklıyoruz,sakınıyoruz! Kimse içimiz dekini görmesin diye,üstümüze demirden zırhlar giyiyoruz. Karşımızdakilerin üstümüz dekini çıkarmak için çabalamasını bekliyoruz... Sonra beklediğimizle kalıyoruz!! Aslında ne kadar incinmişiz hepimiz... Mutlaka hayatın bir yerinden alınmış darbelerimiz var... Kimimiz daha çocuk yaşta ,ailemizde gördüğümüz sıkıntılar yüzünden arızalıyız.. Kimimiz ilk aşık olduğum da yediğimiz vurgunun acısındayız.. Kimimizin sevmeye vakti olmamış... .Yüzümüzde tebessümle sokaklara dağılıyoruz. Çalıyor,üretiyor şu dünya da varolmak için çabalıyoruz.. Oysa nasıl ihtiyacımız var sevilmeye' Birisi başımızı okşasa ama gerçekten,yürekten okşasa, Kedi gibi sokulacağız yanına ama güvenemiyoruz... Ne zaman olduğunu düşünsek,kalbimizi yanına koyacak bir kalp , bulduğumuza inansak,yıkılıyoruz! Ellerimiz kanıyor,kırılmış kalp... Devamı

28 03 2010

tezer özlü

  Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi. Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı kanıtlama isteği kadar büyük. Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm yaşamla tanımlı. Ama sen. Senin için her beraberlik ayrılış, her ayrılış beraberlik, sevgi sevgisizlik, duyum duyumsuzluğun başldadığı an. Birisinin teniyle yanyana olmak, kendi varoluşumu unutmak mı. Ya da daha derin algılamak mı. Kendi varoluşum. Her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu. Yaşamın, daha doğrusu yaşamın ortasında, tüm özlemlerimin doyumsuz kaldığını nasıl da algılıyorum. Ama artık yorulmaksızın aramak yok. Aranan yaşantılar arandı. Yaşandı. Bir kısmı gömüldü. Yeniden toprak oldu. (...) İnsan yaşamının mutlak en önemli olgusu sevilen bir insanı özlemek, istemek. Onun yanındayken de özlemek, istemek. Oysa yaşam genellikle insanın bir başına kalması. (...) Her anı ölüdür. Şimdi sen de bir ölüsün. Her zaman benimle birlikte olan, birlikte taşıdığım sözcüklerime dönmem gerek. Sözcüklerim olmadan o gökyüzüne nasıl dayanabilirim. O caddeye, o geceye, gecelere, uykuyla uyanıklık arasında öylesine yatıp uyuyamadığım için sinirlendiğim ve herşeyi düşünüp, kalkıp düşündüklerimi sözcüklere çeviremediğim gecelere. Ya da uykunun ölümsü derinliğinde var oluşumuzun küçüklüğünü algıladığ... Devamı