02 06 2012

Sefiller

Sefiller |  görsel 1

  ihtiyaçları fazlalaşan insanlar kendi öz kaynaklarının sınırlarını zorlamaya itilir ve yollarına çıkan herhangi bir savunmasız kişiden bile irkilir. iş ve ücretler, yiyecek ve ısı, cesaret ve iyi niyet hepsi sahip olamadıkları şeylerdir. ışık gölgeye dönüşür ve karanlık yüreklerini doldurur. bu karanlık içerisinde erkek, kadın ve çocuğun zayıflığını ele geçirir ve onları utanç verici işlere zorlar. artık hiçbir dehşet veya korku dışlanmaz. ümitsizlik, sadece dört duvarın adiliği ve basitliği ile sınırlanmıştır; hepsi kötülük ve suça yönelir... hepsi sefilleşmiş, bozulmuş birer kötü ve pislik gibi gözükür. fakat o denli alçalmış kişilerin de daha fazla alçalamayacağı bir çizgi vardır ve bu dönüm noktasında, dış dünya adeta yutar bu zavallı, talihsiz, kimliksiz insanları... onlar 'sefiller'dir; toplumdan dışlananlar, yeraltı köpekleri.. Devamı

31 05 2012

foe

  "ilk başta size adanın hikayesini anlatıp önceki hayatıma geri döneceğimi düşünmüştüm. ancak şimdi bakıyorum ki tüm hayatım bir hikaye olma yolunda ve bana kendimden hiçbir şey kalmamış aslında. kendim olduğumu ve bu kızın da sizin onun adına uydurduğunuz sözcüklerle konuşan bir başka düzenin mahluku olduğunu düşünmüştüm. şimdi ise şüphe doluyum. bana şüpheden başka hiçbir şey kalmadı. şüphenin ta kendisiyim. benimle kim konuşuyor? ben de mi bir hayaletim yoksa? hangi düzene aitim? ya siz, siz de kimsiniz?" Devamı

31 05 2012

uykuların doğusu

uykuların doğusu |  görsel 1

  "bir bakıma, insan gördüğü şeylerin toplamı kadar uyanık, görmediği şeylerin sonsuzluğu kadar uykuda oluyor, diyordum. ardından da, olaya bu açıdan bakıldığında, var olan her şeyi asla aynı anda göremeyeceğimize göre, demek ki uyanmanın hiç, ama hiç mi hiç sonu yok, diyordum." Devamı

31 05 2012

Nadja

Nadja |  görsel 1

    Kimim ben? Pek yapmadığım bir şey ama bir atasözüne göndermede bulunabilirim: Gerçekten de, her şey, dönüp dolaşıp şuna varır: Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. İtiraf etmeliyim ki bu ifade kafamı karıştırıyor, çünkü bazı varlıklarla aramda düşündüğümden de öte, daha özel, daha az kaçınılabilir, daha etkileyici, allak bullak edici ilişkiler oluşturmaya çalışıyor. Bu ifade söylemek istediğimden de fazlasını söylüyor, ben daha yaşarken bana bir hayalet rolü oynatıyor ve besbelli ki, neysem o olmam için, var olmaktan vazgeçmem gerektiğini ima ediyor. Bu anlamda, biraz daha aşırılıkla ele alındığında, varlığımın nesnel tezahürü olarak algıladığım şeylerin, az çok kesinleşmiş tezahürlerin, aslında, bu yaşamın sınırları içinde, hakiki alanını hiç mi hiç tanımadığım bir faaliyette cereyan ettiğini anlatmak istemektedir bana. Zamansal ve yersel kini olasılıklara körü körüne boyun eğmesi ve dış görünüşü gibi ortak kabul gören bazı yanlarıyla "hayalet"e dair kafamdaki temsili imge, benim için, her şeyden önce, ebedi olabilecek bir iç sıkıntısının, bir acının sonlu imgesiyle eşdeğerdedir. Yaşantım bu tür bir imgeden başka bir şey olmayabilir ve bir şeyler keşfetmekte olduğum kuruntusu içindeyken, gerisin geri başladığım noktaya dönmeye, aslında çok iyi tanımış, bilmiş olmam gereken şeyi tanımaya çalışmaya, unutmuş olduklarımın küçük bir bölümünü öğrenmeye mahkum olabilirim. Bana dair bu bakış açısı, benim kendi içimdeki varlığımı önceden kabullendiği ölçüde bana yanlış geliyor; düşüncemin tamamlanmış, dolayısıyla zaman içinde oluşması için hiç... Devamı

19 05 2012

aşırılı gürültülü ve inanılmaz yakın

aşırılı gürültülü ve inanılmaz yakın |  görsel 1

  ben de o zaman, "haliyle ama yerçekimi neden var peki?" demiştim. "yerçekimi neden var da ne demek?" demişti. "nedeni ne?" "nedeni olmalı diyen kim?" "kimse, aslında". "sorum retorikti." "yani?" "yani yanıt beklemiyor bir noktayı vurguluyordum." "ne noktası?" "bir neden olması gerekmediği noktası." "ama bir neden yoksa neden evren var?" "birbirini tetikleyen koşullar yüzünden." "öyleyse ben neden senin oğlunum?" "çünkü annenle seviştik ve spermlerimden biri, yumurtalarından birini dölledi." "izninle kusacağım." "çocukluk etme." "ama, esas anlamadığım neden var olduğumuz. nasıl değil, neden diyorum." kafası etrafında yörüngeye giren ateşböcekleri misali düşüncelerini izlemiştim. "varız çünkü varız," demişti."ne?" "buna benzemeyen türlü evren hayal edebiliriz ama olanı bu." Devamı

19 05 2012

Az

Az |  görsel 1

    `"kim kalbinden vazgeçecek kadar kendini bir şeye adayabilir ki?" "onu da göreceksiniz" demişti bina. "ya hayatlarının anlamını bulamayanlar?" diye söze girmişti kızılderili. "onlar ne olacak?" "onlar da, göğüslerinde bir et parçasıyla, canlı canlı çürüyecekler. ve buna da yaşamak demeye devam edecekler!"` Devamı

13 05 2012

the catcher in the rye

  karar verdim, eve artık hiç gitmeyecektim, yeni bir okula daha gitmeyecektim...bir yerlerde, bir benzin istasyonunda bir iş bulurum diyordum, arabalara benzin yağ falan doldururdum. nasıl bir iş olursa olsun fark etmezdi zaten. kimse beni tanımasın, ben kimseyi tanımayayım bu yeterdi. düşündüm, sağır-dilsizmişim gibi numara yapardım. böylece, hiç kimseyle o salak konuşmaları yapmak zorunda kalmazdım. biri bana bir şey demek istediğinde bir kağıda yazar bana uzatırdı. bundan bir süre sonra sıkılınca da, ömrümün sonuna kadar insanlarla konuşmaktan kurtulurdum. herkes beni sağır dilsiz herifin teki sanır, beni rahat bırakırdı. salak arabalarına benzin yağ falan doldururdum onlar da bana bir maaş verirlerdi. kazandığım parayla bir yerlerde kendime küçük bir kulübe yapar, ömrümün sonuna kadar orada yaşardım...eğer evlenmek istersem de gider kendim gibi sağır dilsiz bir kız bulur onunla evlenirdim. ...eğer çocuklarımız olursa onları bir yerlere saklardık. onlara bir sürü kitap alırdık, okuma yazmayı biz öğretirdik." the catcher in the rye -holden caulfield- Devamı

13 05 2012

american psycho

  ''...eskiden doğa ve toprak, yaşam ve suyun olduğu yerde, bitimsiz bir çöl gördüm, bir tür kratere benzeyen, öylesine uzak ki, mantıktan ve ışıktan ve ruhtan, zihin onu herhangi bir bilinç düzeyinde kavrayamaz ve algılamaya yaklaşsan bile zihin gerisin geriye kaçar, içine alamaz onu. öyle açık ve gerçek ve yaşamsal bir manzara idi ki benim için, el değmemişliğinde nerdeyse soyuttu. benim anlayabildiğim buydu, benim hayatımı yaşama biçimim, çevresinde hareketlerimi ördüğüm şey elle tutulur, gözle görünüür olanla, hesaplaşma biçimimdi. benim gerçekliğimin çevresinde dönendiği coğrafyada; benim aklıma gelmezdi hiç, insanlar iyi midir, insan kendini değiştirebilir mi, insan bir duygudan ya da bir bakıştan ya da bir jestten haz duyarsa, dünya daha iyi bir yer mi olur, ya da başka birinin aşkını ya da iyiliğini kabul ederse. hiçbir şey olumlayıcı değildi. 'ruh cömertliği' lafı hiçbir şeyi açıklamıyordu. bir klişe, kötü bir şakaydı. seks aritmatiktir. bireysellik mesele değil artık. zeki olmak neye yarar ki? aklı tanımla, arzu-anlamsız. zeka hiçbir şeyi iyi edemez. adalet öldü. korku, yakınmak, masumiyet, ilgi, suç, ziyan, başarısızlık,keder artık hiç kimsenin gerçekten hissetmediği şeyler, duygulardı. düşünmek yararsız, dünya anlamsız. kötülük dünyanın tek sürekliliği. tanrı yaşamıyor. aşka güvenilmez. yüzey, yüzey, yüzey insanın anlam bulabildiği tek şey yüzey. benim gözümde uygarlık buydu, devasa ve tırtıklı bir bıçak ağzı gibi...'' american psycho / bret easton ellis Ribbon ... Devamı

13 05 2012

Göçmüş kediler bahçesi

  bilgisini başkalarına aktarmak,aktarılmamış bir bilgisi kalmasın diye türlü alanlarda öğretim yapmakta bir çeşit soyunmaydı çünkü....insan soyuna soyuna deriye varır,onura,öz saygısına varır.bunları yüzmek,koparıp atmak,güçtür ya,soyunmayı yürekten benimsemiş kişi,sırası geldiğinde,bu son adımı atmağı değer bildiğinde,ölmesini bilir.ne ki,bir tek kez yapılabilecek bu işi,böyle bir eylemin değerini anlayacak kişiler karşısında yapmak ister.yanılır da,sırası geldi diyerek,olmayacak bir yerde girişirseniz bu işe,acı bir masal olur çıkarsınız.   Göçmüş Kediler Bahçesi / Bilge Karasu   Ribbon Devamı

03 02 2012

Ribbonn: Sıddhartha...

Ribbonn: Sıddhartha... |  görsel 1

ribbonn-ribbonn.blogspot.com Devamı

03 02 2012

Ribbonn: 2 Mart

Ribbonn: 2 Mart |  görsel 1

ribbonn-ribbonn.blogspot.com Devamı

10 07 2011

Bulantı

    Nakarat birazdan başlayacak. Bu nakaratı ve dik kayalıkların denize uzanışı gibi ansızın ortaya çıkışını seviyorum asıl. Henüz sıra cazın; melodi yok, notalar var yalnız; binlerce küçük titreyiş. Durup dinlenmiyorlar; eğilip bükülmez bir düzen onları ortaya çıkarıyor ve yok ediyor. Toparlanmalarına, kendileri için varoluşmalarına zaman bırakmıyor. Onları durdurmak isterdim. Ama birini durdursam, elimde yavaş ve kötü bir sesten başka bir şey kalmayacağını biliyorum. Ölümlerine katlanmam gerek, hatta istemem gerekiyor bunu... Birkaç saniye kaldı, zenci kadın şarkıya başlayacak... Bir yığın notanın önceden ölerek onun ortaya çıkışını hazırlaması hoşuma gidiyor... Sonuncu akor bitti. Ardından gelen sessizlik boyunca bir şeyin gerçekleştiğini, bir şeylerin olduğunu iyiden iyiye duyuyorum. Sessizlik... Devamı

10 07 2011

En Uzak Sahil

    "Doğal olan şey doğa dışı olamaz. Şimdi söz konusu olan dengeni düzeltilmesi değil, bozulması. Bunu yapabilecek sadece bir tek yaratık var." "Bir insan mı?" dedi Arren, duraksayarak. "Biz insanlar." "Nasıl?" "Yaşam için ölçüsüz bir arzuyla." "Yaşam için mi? Ama yaşamayı istemek yanlış bir şey mi?" "Hayır. Fakat ne zaman yaşamın kendi üzerinde bir güç elde etmeyi şiddetle arzu edersek-sonsuz bir zenginlik, mutlak bir güvenlik, ölümsüzlük- o zaman arzu hırsa dönüşür. Ve eğer bilgi o hırsla işbirliği ederse, o zaman bela gelir. O zaman dünyanın dengesi sallanır ve tartıda yıkım ağır basar."     Devamı

10 07 2011

İlizyon..

    -Her şey neden bu kadar çabuk eskiyor? -Eskiyen bir şey yok, her şey yeni. -... -Güneş bugün doğdu kundakta daha. Ay dün doğmuştu sütünü emiyor göğün. Yıldızlar her an doğan bebekler; ikiz, üçüz, dördüz. Ağaçlar her baharda sabi. Irmaklar doğuruyor dağlar. -Bir tek insan mı eskiyor? -Eskiyen bir şey yok. Bir illüzyon bu! Devamı

06 07 2011

kizila boyali saclar

      "ne isterdim biliyor musun? tanımadığım bir insana, bir yabancıya aşık olayım, ama çile çekmiş bir insan olsun. yüzü, gözleri buruş buruş bir insan. ona baktıkça 'bu insanı hayat, tuz, deniz, acı yiyip bitirdi.' diyesin. ezilmiş bir insan. artık sadece böyle bir insanı sevebilirim. kariyerlerini düşünenlerden, başarılı olanlardan, iş adamlarından, sefillerden bıktım. bu adamın bıkkın, yorgun, düzensiz adımları olsun istiyorum. parmaklarında da, alnında da damarları çok belirgin olsun. hiçbir şeyin hesabını yapmasın. insanların her şeyi ölçüp tartmasını görmekten bıktım. beni de küçük hesaplar yiyip bitirdi. çile çekmiş ama boylu poslu bir insan olsun. uzun boylu olmasın ama öyle görünsün. seninle konuştukça gözünde büyüsün. daha fazla hayal kurmasın. hem hayaller hem kendimizi aldatmak bitsin. bütün saçmalıklar bitsin. hepsi. hepsi bitsin."     Devamı