27 07 2011

Sadece hatırlıyorum..

    Ve ben artık mutsuz bir adamım. Günler,haftalar,aylar akıp giderken, ben yaşamıyor da daha ziyade vakit geçiriyorum. Ortalık karardıktan sonra pencereden yıldızları izliyorum. Umut etmiyorum, kızmıyorum, üzülmüyorum. Sadece h a t ı r l ı y o r u m... Devamı

10 07 2011

Sıradan Delilik Öyküleri

    kuma oturup suya bakardı, herşeye zor inanırdı suya bakınca, Çin diye bir ülke olduğuna ya a ABD'ye ve Vietnam'a, bir zamanlar çocuk olduğuna, hayır, buna inanmak zor değildi, onu unutamazdı. bir de erkeklik çağını: çalıştığı işler ve kadınlar, sonra kadınsızlık, şimdi de işsizlik. altmışında bir berduş. bitmiş. bir hiç. bir dolar yirmi sent nakit vardı cebinde. bir haftalık kirasını da ödemişti bir de okyanus... kadınları düşündü yine. birkaçı iyi davranmıştı ona. diğerleri kurnaz, gürültücü, biraz deli ve çok zor kadınlar olmuşlardıç odalar ve yataklar ve evler ve noeller ve işler ve şarkılar ve hastaneler ve donukluk, donuk günler ve geceler anlam eksikliği ve fırsat eksikliği ve şimdi, altmış yılın karşıığı: bir dolar yirmi sent Devamı

13 05 2011

Yeraltından Notlar

      Ben ne aşklar, Tanrım, ne aşklar yaşadım hayallerimde bu güzel ve yüksek şeylere sığınmakla. Yeryüzündeki hiçbir varlıkla ilişkisi olmayan, bu tümüyle hayal olan güçlü aşklarım ruhumu o denli cömertçe dolduruyordu ki sonradan gerçek bir aşka en ufak bir gereksinme duymuyordum. Doğrusu, gerçekte var olan birini sevmek benim için oldukça lüks olurdu. “ “İnsanoğlu amacına doğru ilerlemeyi sever, fakat amacını elde etmeyi değil. Çok gülünç bir durum doğrusu. İnsanın yaratılıştan gülünç bir varlık olmasındadır bütün terslik zaten. İki kere iki dört, çekilmez bir şey. İki kere iki dört, bana sorarsanız, bir küstahlıktır. İki kere iki dört, ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa-sola tükürük atan bir külhanbeyinin ta kendisidir. İki kere iki dördün yetkinliğine (mükemmelliğine) inanırım, ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir. “Her insanın anılarında herkese söyleyemeyeceği, ancak dostlarına açabileceği şeyler vardır. Hatta dostlarına bile açılamayacak, gizli kalması koşuluyla yalnız kendi kendimize itirafta bulunacağımız durumlar olur. Ama bir de öyleleri vardır ki, kendi kendimize bile açmaktan korkarız. Her aklı başında insanın dağarcığında bile böyleleri yığınla bulunur.         ... Devamı

27 04 2011

Çocuk

          Çocuklar biriktirilir dokuz ay on gün. Bir ömür boyu harcanmak için.     Devamı

26 04 2011

ayak izlerinde adımlar

    Çok Büyük bir uzaklık, çok fazla olanaksızlıklar vardı sizinle aramızda; aynı oyunu oynamıştık ancak siz hala canlıydınız.       Devamı

24 04 2011

şeker portakalı

    ."suskunluğum gloria'yı meraka düşürüyordu.gloria, düşlerimin dünyasını sorguya çekiyordu. 'burada değiller çok uzaklara gittler.' diye cevap veriyordum. ama gloria bendeki değişikliği bilmiyordu. kararımdan haberi yoktu. gittiğim filmleri değiştirecektim. bundan böyle, büyüklerin deyimiyle aşk filmleri görmeye gidecektim yalnızca. öpüşmeli ve herkesin birbirini sevdiği filmlere. dayak yemekten başka bir işe yaramayan ben, hiç değilse başkalarının seviştiğini seyredecektim."       Devamı

12 04 2011

Ve gözleri benimle konuştu...

      Gözlerinin benimle konuşabilmesi amacıyla; dudaklarını birleştirdiğinde bin yüzlü bir aynayla yakaladım bakışlarını. Ve gözleri benimle konuştu...   . Devamı

10 04 2011

Burukluk

    :alışılagelmiş hüzünlere olmadık bir mahiyet vermek, küçük mutsuzlukları cicileştirmek, boşluğu allayıp pullamak, kelime aracılığıyla iç çekiş ve kinayenin parlak ama boş sözleriyle varolmak!   . Devamı