12 04 2010

Paranoyak Düşler Peşimde..

    Paranoyak  düşler peşimde Ansızın düşmeler yükseklerden Geciken bir ceza ellerim de hayat Ecel,yokluğunla kaybedilen mükafat... Dönüşsüz bir yanlış,yalnızlık Hesabı sorulmamış,verilmemiş Şifresi kırık,yitik benliklerin Çözümsüz Kaçışsız.. Pusatsızım yaşama karşı Dualarım kan revan Her haykırışım kabuk bağlamış birer yara Yine de ruhsatım yok isyana...   Beni sorgulayan bir ses duyuyorum şöyle; Takip edilmediğine eminmisin?Söyle! Biliyor musun ki kim ne kadar paranoyak? Ayak sesi gelmiyor takipçin yalın ayak... Devamı

09 04 2010

acı hatıralar

ben bu saatten sonra hizaya gelsem ne olur? ben bu saatten sonra sevdayı bulsam ne olur? aklıma gelenleri söylemem lazım lafımın arkasaında durup dönmemem lazım eğilmeden, kırılmadan dimdik ayakta hatta, belki bu şehri terketmem lazım.. Devamı

08 04 2010

Neye veda ettin sen?

    Sence neye veda ettin? Otuzüç kasımı yüzüme bulaştıran yaralarıma mı yoksa sana baktığım da gördüğüm gözlerime mi.. Söyle hadi haklısın demek yok artık! Buram buram sen kokarken hala bu hayat hiçliğimle seni sevmemden mi utandın? Yoksa plastik kokusunubaş ucunda besleyen kaderim miydi veda ettiğin. Hadi söyle kimim ben? Yüzümün astarına dikilen karanlıktan başka neyim ben? Binbeşyüz asrın tek tanrısından beklediğim gelmişken söyle şimdi; Neye veda ettin sen? Oysa ilk kez utanmamıştım hayatımdan ilk kez yaşamın da bir anlamı olduğuna inanmıştım, İlk kez sevmiştim kendimi ilk kez... İstediğim tek şey denize bakıp seni görebilmekti Denize dokunup seni hissedebilmekti Tek kalem sendin ülkemi savunan Ve her saç telinde başka bir sebeb vardı yaşama dair Adına mavi demiştim adına sen demiştim  İlk kez tanrına tapar gibi sevebilmenin.. Hepsi senin kokun;temiz ve duru tıpkı düşlerin gibi Ne bileyim kanım karışmasın istedin belki bu duruluğa Düşlerine sıvasız bir yüzün kokusu bulaşmasın istedin  denizi taşırken için de Alnım dakı lekeyi orada görmemek istedin belki de... Kimim ben? Bir ben bilemiyorum neden bilemiyorum her şey bomboş yalan.... Parçalanmış hayatım dan karanlık sızıyor geleceğime neyim ben... Yo gülsün yine gözlerin söz verdim; Uğradığın her durakta bekleyeceğim seni... ... Devamı

05 04 2010

düş'tüm

"Düş'tüm", dedim  Hayir dedi kesince. Düş olsan fark etmezdim seni.. Sevgim sana güc veriyor mu diye sordum. Başini cevirdi yüzünde kalmamiş takatle Hayır dedi inatla Öyle olsa, yıkılmazdim her "seni seviyorum" deyişinde... "Özledin mi beni" dedim. Sustu Nefesini en derinden aldi ve "Özlenmez mi" dedi  Git dedim Gitti... Sen kaldikca genişliyor bu dünya  ve ben kayboluyorum ucsuz bucaksizliginda Hayir dedi , sertce Gidersem, kahraman olurum Kalirsam senin... Küserim dedim,  kırılgan cocuklugumun siteminde. Hayir, dedi,gülerek... Küsmek,susmayi göze almaktir Ama sen korkarsin kendi sessizliginden ve susamazsin Gel dedim o zaman  Sesim fısıltı gürültüsünde Gel... Durdu Hayır dedi Gelirsem Biter Aşk..     Devamı

30 03 2010

ilkin

  Bunu kimse söylemedi belki düşündü çünkü vardır insanın yaşamasında uyku ve öfke gibi vardır kimse söylemedi tuzunu çoğaltan bir denizde nasıl batarsa güneş öyle bende kaçırdım ki gözüm bütün gün boyu lekelerde kaçırdım ama şöyle de söylenebilir şiirin bütün geçmişinin dışında önceden açıklanan her şeyin dışında örneğin en sıcak ülkelerin yazında en soğukların kışında yanarım üşürüm berbat olurum hiç bir şeye yaramam ama yine de seni severim o zaman sen de beni sev evet. Turgut Uyar / İlkin Devamı

29 03 2010

ACILI GECENİN BİTİMİNDE

Yaşadığımı işitmek istiyorum Bir ses uzaktan yakından ya da içimden Düşen yaprak örneğin Kağıt hışırtısı olsun Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı Bir inilti derinden Damlayan su Bir elektrik düğmesi çıt diye Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm Her ne olursa olsun bir ses Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı Yaşadığımı görmek istiyorum Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden Sesindeki pırıltıya Gözündeki ışıltıya benzer Bir kibrit çakımı Bir yanıp sönse yeter Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak Ya da gün batımı pembesi dudak Bir yıldırım hızında çizilsin Bir şimşekçe yazılsın karanlığım Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen Bir yıldız parlayıp sönen Dişlerinin aydınlığını İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm Her ne olursa olsun bir ışık Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı Yaşadığımı duymak istiyorum Bir ısı uzaktan yakından ya da içimden Tenine ilk dokunduğum zamanki Elini ilk tuttuğum Yüreğimi kanatlandıran o titreşim Kanı geçiyor kanıma sandığım Öyle bir değdin ki varla yok arası Ve yanarken ateşten ellerim Yatak çarşafının apaklığında duyduğum serinlik Ve sevgiyi sende bulduğum ilk O ılıklığa değinmek yerine Uzak düşlerde olsa da yeter İçindeki mağaralarda besler büyütürüm Her ne olursa olsun bir değini Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı Yaşadığımı koklamak istiyorum Bir koku uzaktan yakından ya da kendimden Kulak memelerinde şebboy Saçlarında o koku Ki öptükçe öpüldükçe büyüyen Her yel estikçe getirir düşlerime Koklarım çok uzaklardaki anılardan seviyi Bir yel esmiş mi esme... Devamı

29 03 2010

ucu kırık kalemler

  Bazen hiç tanımadığımız bir insanı; onun sizden uzakta geçen zamanını belirleyen kişi olduğunuzu fark edersiniz. Bu aslında sanatın ve bir yumak haline gelmiş sorunlarınızın neticesidir. İçe dönük hayatınızın ve uslanmaz dilinizin size kazandırdığı parlak tecrübe... Bu insanlar kalbinize ulaşacakları her cereyanı ağır hasta olarak yanlarında taşırlar. Tapınılacak yalnızlıklarına ortak bulmuşlardır. Bir fotoğraf ya da bir şiirle yaşarlar.İşin en kötü tarafı acıyarak ya da acıtarak sevmeyi öğrendiklerinden dikkat ve zekaküpüdürler. Onlara dokunmayı, teselli verici birkaç sözcüğü bulana dek duygular aşk noktasına doğru atak yapar. Gördüklerine sahip olmayı arzulayan çırpınışları sessiz yanıtlar olarak karşılarsınız. Bazen cesaret verici olaylar olur. Kuru teşekkürünüzden daha fazlasını katarsınız sözcüklere. Bir başkasının kalbini dolduran heyecanlara açık kapı bırakırsınız. Ama bu sizi çocuksu talebinizden başka bir şey değildir. Karşılaşmak. Hayat boyu taşıyacağınız yeni bir işaret bulduğunuzu sanmak. O zaman işler karmakarışık olur. Görüldüğü kadar kolay değildir içinizdeki kırgınlığı bağışlamak. "Yapmamalıydım" dersiniz. Perdeleri açmamalıydım. Bazı yolculuklara dönüşler düşünülmeden çıkılır. O bazı yolculuklara her gün çıkarsınız. Tanrının yabancılıkla ödüllendirdiği çocukluğunuzla yan yana yürürsünüz. Çimenlere iliştirilmiş yazıyı dikkatle okursunuz “Çiçek Dalında Güzeldir.” Bazen hiçbir şey olmaz. Kimse yaralarıyla inleyen şiiri görmez. Sesi olmayan bir kapının kapandığını fark edersiniz. Umursamazlığınızı bir jilet gibi yanınızda taşırsınız. İkon tarzı duruşunuz ve sertliğiniz konuşulur. Başkalarının cesaretini... Devamı

28 03 2010

Puslu Kıtalar Atlası,

Kendi kendine, ‘düş görüyorum’ dedi, ‘Düş gördüğümden şüphe edemem. Düş görüyorum, öyleyse ben varım. Varım ama ben kimim?‘ ... Hangimiz düş ve hangimiz gerçek? Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisinin düşündüğünü bildiğini düşlüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.” Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar Devamı